Bugüne de bir şarkı bırakalım:)
Hayatın tadını en fazla çıkardığım zamanlarda başlamıştım yazmaya. Sonrasında sinirlenip tüm yazdıklarımı silmiştim. Aradan tam 10 yıl geçti. Keşke silmeseydim de o günlerdeki beni, hissettiklerimi, sevinçlerimi, mutluluklarımı, hüzünlerimi okuyabilseydim diyorum şimdi. İnsan yirmili yaşlarda hissettiklerini daha sonrasında hissedemiyor bunların kıymetini bilmek lazım. O zamanlar düşünmeden hareket ettiğin için, hiç bir şeyin sonunu düşünmeden yaptığın için daha sonrasında bunları yapamıyorsun. Çünkü artık sorumlulukların ağır basıyor. Düşünmek yaşam biçimin haline geliyor. Hele bir de çocuğun varsa :)
Şikayet mi ediyorum asla. Sadece yirmili yaşlarımla, otuzlarımı karşılaştırıyorum. Ne kadar zıpır biriyken, ne kadar olgunlaştığımı görüyorum. Yirmilerinde 10 yıl sonra kendini nerede nasıl görüyorsun diye sorarlar mutlaka bir derste, arkadaş ortamında, orada, burada. Bana da sordular. İnanın hiç bir dediğimi yapmadım, belki de yapamadım bilmiyorum. Bugün nasılsın diye sorarsanız. Mutluyum, huzurluyum, bazen stresliyim, bazen koşturuyorum, bazen bunalıyorum ama iyiyim ve iyi ki buradayım.
Uzun süredir diş sıkma problemi yaşıyorum. Tedavi görüyorum. Doktorum ihtiyacım olmadığını söylese de bu tarz problemlerin herkesin de bildiği gibi psikolojik olduğunun farkındayım. Kendimde göremediğim bir şeyler mi var acaba diye düşünmeye başladım çünkü hayatımda yolunda gitmeyen bir şey olduğunu düşünmüyorum. Peki neden hala dişlerimi sıkıyorum. Yemek yememe engel olabilecek kadar diş sıkmamın sebebi nedir? İçinde bulunduğumuz zaman, yaşadığımız ülke veya şehir, bizi yeterince strese sokacak kadar iddialı kabul. Ama bunu sadece ben yaşamıyorum. Milyonlarca insan bu hayatın içinde ve kimse memnun değil. Kimseden daha büyük dertlerim yok. Çoğu kişiden daha mutlu bir hayatım olduğuna da eminim. Peki beni bu hale getiren nedir? Çok mu hassasım, çok mu kırılgan? Çok mu güçsüzüm, çok mu yorgun?
Tam da bunları düşünüp cevap bulamadığım bir zaman diliminde alternatif tıptan yardım almaya karar verdim. Hacamat (Kandaki toksinleri emen ve bu yolla vücuttan atan, kan dolaşımını hızlandıran kılcal damarlardaki kirli kan için gerçekleştirilen bir uygulama.) yaptırmaya karar verdim. Arınmama yardımcı olduğuna eminim, sonrasında da fizik tedavi görmeye başladım. Çünkü sırt ve boyun bölgemden başlayan bir ağrım vardı ve bu çene kemiğimden kulağıma, oradan da migrene varan büyük baş ağrılarına sebep oluyordu. Hacamat ve fizik tedavi sürecim boyunca bu ağrılarımdan hiç birini yaşamadım. Mental olarak da kendimi çok iyi ve daha mutlu hissettim. Fakat ömür boyu fizik tedaviye devam edemeyeceğim için bu bir yerde son bulmak zorundaydı. Fizyoterapistim tüm vücut kaslarımın çok zayıf olduğunu söyledi. Galiba beni yoran buydu. Kaslarım çok zayıftı ve hayatım boyunca aktif spor yapmamıştım. Çok sağlıklı beslendiğimi de söyleyemem. Beni bu hale getiren buydu.
Çözüm de belliydi aslında. Ne olursa olsun her gün sporu hayatımın içine sokmak. Bakalım sürekli hale getirebilecek miyim bilmiyorum ama eminim bana iyi gelecek.
Bir de hazır benim gibi hissedenler varsa diye bir kaç bir şey var. Eğer kendinizi iyi hissetmiyorsanız sebep her neyse (hastalık, rutinde boğulmak, hayat koşuşturmacası vb.) bir durun ve kendinizi dinleyin. Sonra da kendinize eşinizden, çocuğunuzdan, annenizden babanızdan ya da etrafınızda sürekli olanlar her kimse eğer onlardan ayrı bir yaşam alanı oluşturun. Ne yaparsam daha iyi hissederim. Ne yaparsam ruh sağlığıma iyi gelir, ne yaparsam vücut sağlığıma iyi gelir diye düşünün ve harekete geçin. Her açıdan sağlıklı bir hayat sürmenin yollarını arayın. Bakalım hayat bana, bize, size daha neler gösterecek.